Ana Sayfa Blog Sayfa 31

Mutlaka görülmesi gereken şelaleler

Doğal güzellikleriyle ve coğrafyasıyla kendisine hayran bırakan Türkiye’de çok sayıda şelale de bulunuyor.

Mutlaka görülmesi gereken şelalelerin bulunduğu iller arasında Antalya, Konya, Tunceli gibi iller yer alıyor.

1 – Manavgat Şelalesi: Yüksekliği az olmasına rağmen geniş bir şelale olan Manavgat Şelalesi, Antalya’da bulunuyor.

Şelale, ismini bulunduğu ilçe olan Manavgat’tan alıyor.

2 – Düden Şelalesi: Antalya şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta olan Düden Şelalesi, bölgenin en sevilen yerlerinden.

Düden Şelalesi’nin içerisinde bir de mağara bulunuyor.

3 – Yer Köprü Şelalesi: Konya’nın merkezine 110, Karaman’a 80 kilometre mesafede olan Yer Köprü Şelalesi, Hadim’de bulunuyor.

Göksu Nehri üzerindeki ünlü şelalenin bulunduğu bölgede piknik de yapılabilir.

4 – Erfelek Şelaleleri: Sinop’ta bulunan Erfelek veya Tatlıca Şelaleleri, irili ufaklı bölümlerden oluşuyor.

Şelale Erfelek’e yaklaşık 10, Sinop’a ise 45 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Türkiye’de doğa yürüyüşü yapılabilecek sakin yerler

LİKYA YOLU – Tarihin ve doğanın tüm güzelliklerinin birleştiği Likya Yolu, doğa yürüyüşü için tavsiye edilebilecek alanlar arasında en başlarda geliyor.

Muğla Fethiye’den Antalya’ya kadar ilerleyen Likya Yolu’nda yerli ve yabancı turistler yeşil ve mavinin aynı anda tadını çıkarabilir.

Anadolu’nun en eski halklarından olan Likyalılar’ın izini süren trekking rotası bir çok antik kente de ev sahipliği yapmaktadır.

YENİCE ORMANLARI – Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Yenice Ormanları, günübirlik ziyaretlere uygun olmasının ynaında kamp için de ideal.

Doğa fotoğrafçılarının uğrak noktası olan Yenice Ormanları’nda birçok bitki ve hayvan türü bulunuyor.

IHLARA VADİSİ – Nevşehir’deki Kapadokya Bölgesi’nde bulunan Ihlara Vadisi, oldukça dikkat çekiyor.

Yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelen vadide zorlu koşullara rağmen doğa yürüyüşleri yapmak, birçok insan için oldukça rahatlatıcı.

Ihlara Vadisi, dikkat çeken tarihiyle birlikte mağaraları, mezarları, kiliseleri ve tünelleriyle keşfedilmeyi bekliyor.

ERFELEK ŞELALELERİ – Sinop’un Erfelek İlçesi’nde bulunan Tatlıca Şelaleleri, irili ufaklı yapılarıyla oldukça dikkat çekiyor.

Huzurlu bir doğa yürüyüşü deneyimi katan bölgede 28 adet şelale bulunuyor.

Yürüyüş sırasında zirveye kadar çıkıldığında ziyaretçilerine ikram edilen ayran ile birlikte manzaranın tadını çıkartma imkanı sunan bölge de oldukça seviliyor.

Tırmanmada zorluk çekenler için patika yol seçeneği sunulan bölgenin, kış manzarası da seviliyor.

YEDİGÖLLER – En çok tercih edilen doğa yürüyüşü bölgelerinden biri olan Bolu’daki Yedigöller, yaz ve kış mevsimindeki halleriyle doğaseverleri etkisi altında bırakıyor.

BALLIKAYALAR – Gebze’de bulunan Ballıkayalar zorlu yollarıyla birlikte başta ve sonda şelalelere sahip bir yer.

KAZDAĞLARI – Yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgisini çeken kaz dağları, doğasıyla yürüyüş sevenleri etkisi altında bırakıyor.

MACAHEL – Artvin’den Gürcistan sınırına kadar uzanan trekking alanı, doğayla başbaşa kalmak isteyenler için birebir.

Bölge, Karadeniz’in yemyeşil doğasını keşfetme imkanı sunuyor.

Macahel, içerisindeki yayla ve şelalelerle sizleri doğanın eşsizliğiyle karşı karşıya bırakacak.

Gaziantep Kalesi’nin altındaki tarihi tüneller turizme açılacak

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürlüğü, 1 yıla yakın süredir kale altında yer alan, birçok koldan oluşan ve kilometrelerce uzunluğa sahip tünel ve mağaraların kazı çalışmalarını gerçekleştirirken, tünel ve mağaralar ışıklandırıldı.

Bazı bölgelerde tünellerin ucuna ulaşılabilmesi için kazılar sürerken, Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Şube Müdürü Serdar Murat Gürsel, yapılan çalışmanın şehre artı değer katacağını söyledi.

TEMİZLİKLERİ 1 YIL ALDI

Şube Müdürü Gürsel, kale altında yer alan tünellerin tarihte hem saldırılara karşı korunma hem de yaşam alanı olarak kullanıldığını söyledi. İçi hafriyat ve molozlarla dolu olan tünellerin temizlenmesinin 1 yıla yakın zaman aldığını anlatan Gürsel, “Gaziantep Kalesi’nin altında yer alan bu tünel ve mağaralar ilk belirlediğimizde molozlarla doldurulmuş şekildeydi. Geçmiş dönemlerde bu tip mağaraları insanlar, saldırı altında oldukları döneminde dışarı çıkmadan içerideki bu gizli bölmelerden su haznelerine ulaşmakta kullanıyorlardı. Bu tünel ve mağaralar hem saldırı hem kaçış hem de yaşamı devam ettirecek suya ulaşmak amacıyla yapılmıştır.” dedi.

“YERİN ALTINDA NE KADAR ÖNEMLİ TARİHİ DEĞERLERİMİZ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

Gürsel, kale altında yer alan tünellerin restorasyonu ile turizmde hedef yükseltileceğini ve Gaziantep Kalesi’nin kent için cazibe merkezi haline dönüşeceğini dile getirerek, “Gaziantep Kalesi içindeki bu tünellerin koruması ve restorasyonlarını yaparak turizme kazandırmayı hedefledik. Bu tarihi tünellerle yerin üstünde olduğu kadar yerin altında da ne kadar önemli tarihi değerlerimizin olduğunu görüyoruz.” diye konuştu.

PROJELENDİRME AŞAMASINA GELİNDİ

Tünellerin gerekli düzenlemelerin tamamlanmasıyla ziyaretçilere açılacağını belirten Gürsel, “Kale içinde oluşturacağımız tabela ve yönlendirmelerimizle bu tüneller turizme kazandırılarak ziyaretçilerimize açılacaktır. Tünellerin temizliği yaklaşık bir yıla yakın süredir devam ediyor. Şu an moloz ve hafriyat temizliklerimiz bitti, projelendirme aşamasına gelindi.” dedi.

Kale altında keşfedilen tünellerin Gaziantep’in en önemli tarihi dokularından Dülük Antik Kenti’ne kadar uzandığını da anlatan Gürsel, bunun kilometrelerce uzunluk anlamına geldiğini belirtip, kazı çalışmalarının ilerleyen süreçte de devam edeceğini kaydetti.

Malatya’daki Ansır Mağaraları turizme kazandırılacak

Malatya’da birçok medeniyete ev sahipliği yapan Yazıhan ilçesinin Ansır Mahallesi’nde bulunan Ansır Mağaraları, ilçe belediyesinin çalışmalarıyla turizme kazandırılıyor.

Yazıhan Belediyesi, odacıklar halindeki 40 mağaranın turizme kazandırılması için başlatılan çalışmaların bu yıl içerisinde tamamlamasını hedefliyor.

Yazıhan Belediye Başkanı Nevzat Öztürk, mağaraların tarihinin M.Ö. 2’nci yüzyıla dayandığını söyledi.

ÇALIŞMALARDA SON AŞAMALARA GELİNDİ

Mağaraların bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını anlatan Öztürk, “Bu mağaralarda 14’üncü asırdan itibaren Osmanlı medeniyetlerinin izleri görülüyor. Burada 40 civarında oda şeklinde mağaralar var. Bu mağaraların turizme kazandırılması için 2019 yılında çalışma başlattık. Şu anda da çalışmalarda son aşamaya gelmiş durumdayız.” dedi.

“BÖLGENİN TURİZME KAZANDIRILMASINI AMAÇLIYORUZ”

Bölgede yürüyüş yolları ve ışıklandırma gibi alt yapı çalışmaları yaptıklarını, sonbaharda bölgeyi turizme açmayı hedeflediklerini vurgulayan Öztürk, “Bölgeye şu an yürüyüş yolları, kamelyalar, ışıklandırma çalışmaları yaptık. Bizim bölgenin turizme kazandırılmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda turizm destinasyon noktalarından birinin Yazıhan’da Ansır Mağaralarının oluşturmasını hedefliyoruz. Yapılacak çalışmalar ile burada turizm uğrama noktası oluşturmaya çalışacağız. Bölgeye gelen insanları bu mağaraları görmeye davet ediyoruz.” diye konuştu.

İstanbul manzarasının seyredilebileceği mekanlar

Kültür ve turizmin başkenti olan İstanbul’un doyumsuz güzelliği, kimi zaman ilk defa görmüşçesine büyüleyebiliyor.

Seyrine doyum olmayan kentin her bir açıdan farklı güzellikleri ön plana çıkıyor.

Mimarileriyle ve doğal alanlarıyla ilgi çeken kentler arasında yer alan İstanbul’u izleyebileceğiniz bir çok yer bulunuyor.

GALATA KULESİ – İstanbul’un simgesi haline gelen kule, kenti izleyebileceğiniz mekanlar arasında ilk sıralarda yer alıyor.

TOPKAPI SARAYI – Gülhane Parkı’na giderek ulaşabileceğiniz ve İstanbul’un tarihi yarımadasını keşfedebileceğiniz Topkapı, hem tarihi bir özet verirken hem de gözlerinizi İstanbul’a doyuruyor.

PİERRE LOTİ TEPESİ – Haliç’e panoramik açıdan bakmak için en ideal yer olan Pierre Loti Tepesi, Eyüp’te yer alıyor.

BEYKOZ – Tepesinde yer alan Beykoz Korusu’na gitme seçeneğiyle de şehre harika bir açıdan bakma seçeneği sunan bölge, denize karşı olan doğa manzaraları ile görenleri büyülüyor.

GÖZDAĞI KORUSU – Pendik’te bulunan tepe, İstanbul’a eşsiz bir açıdan bakma imkanı sunuyor.

AYDOS – Hem doğasıyla hem de tarihiyle ilgi çeken aynı zamanda iç kısımlarında göleti de bulunan Aydos, İstanbul’u izlemek isteyenler için güzel bir seçenek.

ULUS PARKI – Beşiktaş’taki Ulus Parkı, İstanbullular için özel bir yer olması nedeniyle Pazar günleri, manzara izlemek isteyen insanlarla doluyor.

BÜYÜK VALİDE HAN – İçerisinde halıcılardan hediyelik eşyacılara kadar birçok mağaza bulunan hanın tepesi, İstanbul manzarasını büyüleyici gösteren alanlardan biri.

ORTAKÖY – Köprü ile birlikte doyumsuz bir manzara sunan Ortaköy, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı…

ÇAMLICA TEPESİ – Yazı ayrı, kışın ayrı manzarasıyla İstanbul’a tam anlamıyla seyirlik manzaradan bakma imkanı sunan Çamlıca Tepesi’nde oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz.

SÜLEYMANİYE – Tarihi bir bölge olan Süleymaniye’de cami avlusunda İstanbul’u seyredebilirsiniz.

ANADOLU HİSARI – İstanbul’un tarihini yansıtan yerlerden biri olan Anadolu Hisarı da oldukça ilgi çeken alanlar arasında yer alıyor.

FENERBAHÇE – Birçok park, bahçe ve kafeye sahip olan bölgede İstanbul’un tadını çıkarabilirsiniz.

Tatil bavulunuzda olması gereken 20 önemli eşya

Tatil sezonu açılınca, tatil planı yapan kişiler de yavaş yavaş yanlarına neler alacağını düşünmeye başladı.

Bazen bir zulme dönen bavul hazırlama kısmı, önemli eşyalar unutulduğu için oldukça önem taşıyor.

Bu liste de, tatile çıkarken hazırladığınız bavulunuza neler koymanız gerektiğine ve neleri yanınıza almanız gerektiğine dair ufak ipuçları içeriyor.

1- Rahat, spor bir elbise

2- Şık bir parti elbisesi veya beyaz gömlek

3- Kalacağınız gün sayısına göre planlamasını yaptığınız sayıda etek

4- Etekten ziyade tatilde şortla rahat edenlerdenseniz bunun yerine birkaç şort

5- Rahatlığınız kadar şıklığınıza da önem veriyorsanız bir çift spor, bir çift düz ve bir de topuklu ayakkabı

6- Erkekler için de durum pek farklı değil… Rahat bir tatil için spor ayakkabınızın yanında terlik veya sandalet ekleyebilirsiniz.

7- En az 2 adet bikini veya mayo

8- Bikininizin üstüne giyebileceğiniz pareo veya kaftan

9- Plaj havlusu ve şapka

10- Plaj terliği

11- Plaj çantası ve güneş gözlüğü

12- Güneş kremi

13- Seyahat boy şampuan, saç kremi, vücut losyonu, duş jeli, parfüm

14- Makyaj temizleyici, diş fırçası ve diş macunu

15- Düzenli kullanılan ilaçlar

16- Şarj aleti ve powerbank

17- Yurt dışına seyahat ediyorsanız priz dönüştürücü

18- Seyahat boy saç kurutma makinesi

19- Kulaklık

20- Okumaya fırsat bulamadığınız kitaplar

Phuket Adası, aşı olan turistlere kapılarını açıyor

Tayland’ın dünyaca ünlü turistik adası Phuket’te koronavirüse karşı toplu aşılama programı, turizm gelirlerinin ülke ekonomisindeki payı nedeniyle ülkenin geri kalanından 2 ay önce başlamış, aşılananlara yönelik karantinasız seyahat uygulamasının ise Temmuz’da yürürlüğe gireceği belirtilmişti.

11 TEMMUZ’DAN İTİBAREN GEÇERLİ

Tayland’da hükümet sözcüsü Anucha Burapchaisri, yapılan kabine toplantısında, koronavirüs aşısının her iki dozunu da yaptıran yurtdışı ziyaretçiler için zorunlu karantina şartının 1 Temmuz’dan itibaren kaldırılmasının onaylandığını duyurdu.

Phuket Adası, ülkede yeniden açılma planlarında pilot program olarak kabul ediliyor.

İKİ DOZ AŞI ŞARTI

Phuket Sandbox olarak adlandırılan karantinasız seyahat planı kapsamında yurtdışı ziyaretçilerin, koronavirüse karşı tamamen aşılanmış olmaları ve hükümetin düşük veya orta riskli olarak kabul ettiği ülkelerden gelmeleri koşuluyla karantina şartı olmadan adaya özgürce giriş yapmalarına izin verilecek.

SON 72 SAAT İÇİNDE ZORUNLU PCR TESTİ

Tayland veya Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanmış aşıları yaptırması gereken yurtdışı ziyaretçilerden, 100 bin dolarlık koronavirüs sağlık sigortası poliçesi ve varıştan sonraki 72 saat içinde yaptırılmış negatif PCR test sonucunu ibraz etmeleri isteniyor.

VAKALAR ARTARSA YENİDEN KAPANMA OLABİLİR

Tayland hükümeti, Phuket’teki haftalık vaka sayısının 90’ı aşması, 3 ilçede veya 6’dan fazla köyde bulaşma görülmesi veya sağlık tesislerinin kapasitelerinin yüzde 80’i aşması gibi durumlar söz konusu olursa yeniden açılmayı iptal edecek.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan ‘Afganistan’ açıklaması

0

Rus TASS haber ajansına göre, Lavrov, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te “Orta ve Güney Asya: Karşılıklı Bölgesel Bağlantılar. Zorluklar ve İmkanlar” konulu konferansta konuştu.

Afganistan’daki durumun hızlı bir şekilde bozulduğunu belirten Lavrov, ABD ve NATO askeri birliklerinin aceleci bir şekilde bölgeden çekilmesinin arka planında Afganistan ve etrafında, askeri ve siyasi durumun gelişimine ilişkin belirsizliğin daha da arttığını söyledi.

Lavrov, “Afgan krizi, terör tehdidini ve benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşan uyuşturucu kaçakçılığı sorununu ağırlaştırıyor. Mevcut koşullar altında istikrarsızlığın komşu ülkelere taşması konusunda gerçek riskler olduğu çok açıktır.” ifadesini kullandı.

: İlginizi Çekebilir

  • ‘KKTC’de bir müjdem olacak’ Erdoğan: KKTC parlamentosunda açıklayacağım
  • ‘İlk doz nişan, ikinci doz düğün…’ Herkes yan etkileri konuşuyor, peki uzmanlar ne diyor?
  • 2 aşıyı karşılaştırdılar… İşte koronaya karşı en etkili olanı

Böyle bir tehdidin Afganistan’ın bölgesel iş birliğine dahil olmasının önünde ciddi bir engel olduğunu vurgulayan Lavrov, “Orta ve Güney Asya’yı birbirine bağlayan enerji, lojistik ve ulaşım projelerini teşvik etme planları sahadaki güvenlik durumuna göre hesap edilmelidir.” dedi.

Afganistan iç çatışmasının tam kapsamlı çözülmesi koşuluyla, Kabil’in katılımıyla ekonomik taahhütlerin ve girişimlerin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesinin mümkün olabileceğine dikkati çeken Lavrov, ülkede kalıcı barışın sağlanması yönünde ortak çabaların hem bölgede hem de uluslararası arenada öncelikli görev olarak kalması gerektiğini vurguladı.

Lavrov, uluslararası ortakların yardımıyla kapsamlı ve doğrudan Afganlar arası müzakerelerin uzun vadeli barışın sağlanmasına yol açabileceğini ifade ederek, Moskova formatının, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)-Afganistan Temas Grubu ve Rusya, ABD, Çin ile Pakistan’dan oluşan genişletilmiş üçlü formatın kanıtlanmış mekanizmalar olduğunu kaydetti.

Ucuza tatil yapılabilecek ülkeler

Yaz sezosunun açılmasıyla birlikte tatil planları da yapılmaya başlandı.

Yaz için kimileri bir plaj düşlerken, kimileri de kültür gezileri yapmak istiyor.

Bütçelere göre gidilebilecek yerler ayarlanırken, en çok merak edilenlerden biri de ucuza yapılabilecek yurt dışı gezileri oluyor. Bu listede, ucuza gidebileceğiniz tatil yerleri bulunuyor.

UKRAYNA – Yeni kimlik kartlarıyla pasaportsuz gidebileceğiniz Ukrayna’da uygun fiyatlara tatil yapılabilir.

ARNAVUTLUK – Pasaportla vizesiz ziyaret edilen Arnavutluk, Osmanlı esintilerine sahip olmasının yanında oldukça turistik bir ülke.

BULGARİSTAN – İstanbul’dan arabayla bile ulaşım sağlanabilen komşu ülke Bulgaristan’da da uygun fiyatlara bir tatil yapmam mümkün.

SIRBİSTAN – Vizesiz gidilebilen Sırbistan, ucuz olmasının yanında kültürüyle de oldukça zengin bir ülke.

MAKEDONYA – Balkanlar’a bir gezi düzenlemek istiyorsanız yoğun tarihiyle Makedonya hem cebinize hem de gözünüze hitap edecek bir ülke.

GÜRCİSTAN – Yine tarihi ve doğasıyla görenleri büyüleyen ve vizesiz gidilebilen Gürcistan’ın en çok arabayla gezilmesi tavsiye ediliyor.

PAKİSTAN – Türkiye’yi kardeş olarak gören ve dünyanın en ucuz ülkeleri arasında yer alan Pakistan’da uygun fiyata bir kültür gezisi yapmak mümkün.

TAYLAND – Türk turistler için vize zorunluluğu olmayan ve Asya kültürünü iliklerinize kadar hissedebileceğiniz Taylan’da fiyatlar da oldukça uygun.

HİNDİSTAN – Vize alması oldukça kolay olan Hindistan’da uzun süreli tatiller dahi uygun fiyatlara mal olabiliyor.

SRİ LANKA – 5 TL’ye konaklayabileceğiniz otelleri ve günlük 50 TL’ye geçirebileceğiniz günleri olan Sri Lanka, adeta yer yüzündeki cennet. Doğal güzellikleriyle büyüleyen Sri Lanka, Türk turistler için oldukça uygun bir ülke.

FİLİPİNLER – Dalış merkezleri ve berrak sularıyla plaj sevgisi ağır basanlar için önerilebilecek olan Filipinler’de de ucuz tatil ön plana çıkıyor.

Ölüdeniz’de Jeep Safari turlarının 1 numaralı adresi: Scout Excursion

Tatile çıkmak isteyen fakat nereye gideceğine karar veremeyenler için bir öneri hazırladık.

Özellikle çeşitli aktivitelere katılmak isteyen geniş arkadaş grupları ve genç çiftler, Fethiye-Ölündeniz tam sizlik.

Jeep Safari, ATV, Yamaç Paraşütü, Rafting, Tekne Turu ve türlü etkinliklere katılarak tatilin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.

Daha önce bu aktiviteleri iki kez deneyimlemiş biri olarak söylüyorum, hiç düşünmeden Ölüdeniz’e gidin.

Bu etkinliklerin içerisinde beni en çok eğlendiren, sabahın erken saatlerinden akşama kadar süren Jeep Safari turu oldu.

Su savaşlarıyla başlayan yolculuk Gizlikent, ardından da Saklıkent ile devam ediyor. Saklıkent’in buz gibi sularında rafting yapmanın keyfi ise paha biçilemez. Tabii bu tip etkilenliklerde size eşlik eden ve tarihi güzellikleri anlatan rehberin önemi de bir o kadar büyük.

SİZE ÖNERİM MEHMET CAPTAIN’I TERCİH EDİN

Scout Excursion’dan Mehmet Captain (jacksevecek) güleryüzü ve yardımseverliğiyle, günümüzün daha da eğlenceli geçmesini sağladı.

Siz de eğer bu tarz aktivitelere katılmak isterseniz, benim size 1 numaralı önerim Mehmet Captain olur.

Kendisine Instagram’dan @jacksevecek ve @scout.excursion hesapları üzerinden ulaşabilirsiniz.

Şimdiden iyi tatiller…

Trabzon’daki Uzungöl, pandemi öncesi günlerine dönecek

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl, kentin simgesi haline dönüşmesinin yanında turizm açısından da oldukça ilgi çekiyor.

Pandemi nedeniyle bir süredir durgun bir seyirde ziyaretçi alan Uzungöl’ün, normalleşmeyle birlikte eski hallerine dönmesi bekleniyor.

Bu sezon rezervasyonlara yoğun talebin olduğunu belirten Uzungöl Turizmciler Derneği Başkan Yardımcısı Murat Akyüz, Suudi Arabistan’la Türkiye arasında siyasi krizin çözülmesi durumunda bu ülkeden gelmek isteyen çok sayıda turistin bulunduğunu söyledi.

SUUDİ ARABİSTAN’DAN GELEN TURİSTLER, POTANSİYELİ ARTIRACAK

Suudi Arabistan’dan gelecek olanlarla Uzungöl’ün turizm potansiyeli iki katına çıkacağına işaret eden Akyüz, bu ülke insanlarının kendilerini arayarak gelmek istediklerini söyledi.

Şu anda Uzungöl’de bir hareketlenmenin olduğunu kaydeden Akyüz, “Suudi Arabistan’dan misafirler gelirse potansiyelimizin iki katı olabileceğini düşünüyorum. Bu sene, geçen senekinin kat kat üzerinde bir yoğunluk olabileceğini en azından yerli misafirlerin yoğun ilgi göstereceğini tahmin ediyoruz. Uzugöl’e Kuveyt, Katar, Bahreyn, Irak özellikle Umman’lı turistler yoğun olarak geliyor. Azerbaycan’la aramızda pasaport olayı kalktığı için bu ülkeden de yoğun talep olabileceğini düşünüyorum.

Bunların yanı sıra başka bölge insanlarının yoğunluk oluşturacağını düşünüyorum. Özellikle Suudi Arabistan’dan gelenlerin olacak olması turizm potansiyelimizi kat kat üzerine koyabileceğini düşünüyoruz. Şu an yerli turist daha fazla. Yabancı misafirlerde çok geliyor. Şuan Uzugöl’e yoğun bir talep var. Her otelde en az 4-5 oda yabancı misafirlerimiz var. Rezervasyonlar iyi hatta yoğun bir talep var. Suudi Arabistan’daki misafirler bizi telefonla arıyorlar, çok gelmek istediklerini söylüyorlar. Biz de bu işin aşılmasıyla ilgili çok mücadele ediyoruz. Bir an önce buraya gelmeyi iple çekiyorlar.” dedi.

“CENNET VATANIMIZDA GÖRÜLMESİ GEREKEN ON NUMARALI YER”

İstanbul’dan Uzungöl’ü ziyarete gelen Ertuğrul Akgül, Uzugöl’ü çok beğendiğini ifade ederek, “Uzungöl’e ilk kez geldim çok beğendim harika muazzam. Tabiatta bu kadar canlı, güzel renkleri ilk kez bir arada görüyorum. Dünyanın değişik yerlerine gitmenize gerek yok cennet vatanımızda görülmesi gereken on numaralı yer.” diye konuştu.


“DOĞA HARİKASI BİR YER”

Ankara’dan gelen Hasan Korkmaz ise ”Uzungöl’e ikinci kez geliyorum. Doğa harikası, sessiz bir yer. Korunması, bozulmaması gereken doğayla iç içe olan bir yer.” diye konuştu.


İstanbul’daki tarihçi, tarihi yarımadanın altını botla keşfe çıktı

İstanbul’da Topkapı Sarayı, Ayasofya Camii gibi tarihi yapıların bulunduğu Tarihi Yarımada, her geçen gün geçmişe yönelik sunduğu bilgilerle şaşırtmaya devam ediyor.

Tarihi Yarımada’nın altında kalan sarnıçlar, çukur bostanlar, su yolları, maksemler, kuyular, ayazmalar, çukur çeşmeler, yangın havuzları ve arkeolojik mimari kalıntılar, Kültürel Mirası Koruma Uzmanı ve Tarihçi Arzu Ulaş tarafından incelenerek görüntülendi.

YÜZLERCE YILLIK SARNIÇLAR, METRUK HALE GELDİ

3 yıl süren çalışmada 285 yer altı yapısı incelendi. Çalışmada, yüzyıllarca İstanbul’un su ihtiyacını karşılayan sarnıçların metruk halde olduğu ortaya çıkarıldı.

SU KANALLARINI BOYLA GEZDİ

Su kanallarını adım adım gezen Ulaş, bazı noktalardar sürünerek geçti. Aynı zamanda bu çalışma hikayelere konu olan İstanbul’un gizemli tünel ve kaçış noktalarının efsane olduğunu ortaya çıkardı.

 

“İSTANBUL’UN YER ALTI YAPILARINI AYDINLATMAK İSTEDİM”

İstanbul’un yer altı yapılarını aydınlatmak fikriyle yola çıktığını söyleyen Arzu Ulaş, “Çok katmanlı bir özellik gösteren İstanbul’un tarihi katmanlarının keşfi günümüzde hafriyat çalışmaları ve imar faaliyetleri sırasında tesadüfen ortaya çıkmakta. Ben de kentin bütüncül yapısına ve dokusuna dair çalışmaların eksikliğini fark ettim. Bu nedenle Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’un yer altı yapılarını aydınlatmak istedim. Öncelikle Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer altı yapılarının katalog taramasını yaptım. Daha sonra belgeleri dönemin tarihi haritaları üzerinde konumlarını tespit ettim. Tespitleri yaptıktan sonra da bu yerlerin güncel durumunu görmek istedim. Böyle bir çalışmayı gerçekleştirmek için birçok yerden izinler almam gerekti. Öncelikle, İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Vakıflar Birinci Bölge Müdürlüğü, İstanbul il Müftülüğü ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nden izinler aldım. Yer altına inmek için aynı zamanda profesyonel mağaracılar ve dalgıçlarla çalıştım. Yer altı eserlerin iç mekanlarında da video ve fotoğraf çekimleri yaptım.” dedi.

“285 YER ALTI YAPISINDAN 59’U KAYIP”

Çalışmalarının üç yıl sürdüğünü belirten Ulaş, “Kütüphane ve arşiv çalışmalarımın yanı sıra, dönem dönem yer altı yapılarına indim. Osmanlı belgeleri ışığında Tarihi Yarımada’da 285 tane yer altı yapısı inceledim. Çalışmalarımız sonucunda 285 yer alt yapısından 59’nun günümüzde artık mevcut olmadığını ve kayıp eser olduğunu belirledim.” diye konuştu.

“KARADENİZ MEDRESESİ SARNICI’NIN GÖRÜNTÜLERİ İLK DEFA BU ÇALIŞMAYLA ÇEKİLDİ”

Çalışmaların ilklerini anlatan Ulaş, “Fatih Camii Karadeniz Medresesi, Ahmediye Camii, Süleymaniye Camii ve Arkeoloji Müzeleri bahçesinde bulunan sarnıçların su altı görüntüleri bu çalışma ile ilk defa görüntülendi. Aynı zamanda Caferiye Han’ın, Sokullu Mehmet Paşa Camii’nin ve Sultanahmet Camii’nin su yolları iç mekanı ilk kez görüntülendi. Bir de çalışmamda Büyük Yeni Han Su Yolu olarak isimlendirdiğimiz aktif su akışı olan bir su kanalı keşfettik.” şeklinde konuştu.

Arzu Ulaş,   ifadesini kullandı.

“BU SARNICLAR ZAMANINDA BÜYÜK BİR HALKIN SU İHTİYACINI KARŞILIYORDU”

Bu sarnıçların artık metruk durumda olduğunu belirten Ulaş, “Yer altında bulunan bu sarnıçları metruk bir halde bulduk. Sarnıçlara demir bir kapaktan girdikten sonra sarnıçların küf ve pas kokan hikayeleriyle karşılaştık. Ancak bu sarnıçlar zamanında halkın büyük bir su ihtiyacını karşılıyordu. Şimdilerde ise metruk durumda.” ifadelerini kullandı.

Bu sarnıçların artık üzerinden insanların gelip geçtiği yerler olduğunu anlatan Ulaş, “Sarnıçlar şehir için hem sanatsal hem mimari açıdan özgün yapılar. Bu sarnıçlar antik dönemden itibaren İstanbul’da suyun isalesi, tanzimi ve dağıtımı noktasında çok önemli.” diye konuştu.

“YÜZYILLARCA İSTANBUL’A SU ULAŞTIRAN SU YOLLARI MOLOZLARLA KAPANMIŞ”

Su yollarının yer altında bazı bölgelerde insan boyunu aştığını söyleyen Arzu Ulaş, “İnsanların toplumsal belleğinde şöyle bir efsane var. İstanbul’da yer altına inilen her noktanın Ayasofya’dan çıktığını, ne yazık ki, ben böyle bir şeyle karşılaşmadım. Ama çalışmamın en önemli omurgası olan Osmanlı su yolları haritasını ilk defa da bu çalışmayla tespit ettik. Haritalara göre zamanında Edirnekapı’dan şehre giren su Topkapı Sarayı’na kadar bir isale hattı ile uzanmaktaymış. Ama günümüzde imar faaliyetleri, ya da kentin değişen silueti ile bu su yollarının moloz yığınlarıyla kapatıldığını gözlemledim. Yine su yollarının bazı bölgelerde sürünerek ilerlediğimiz noktalar oldu. Döneminde bu su yolları kaçış yolu olarak kullanılmış olabilir ancak ben geçiş ve kaçış tünellerine rastlamadım” şeklinde konuştu.

“ŞEHZADEBAŞI CAMİİ SU YOLU GİRDİĞİMİZ EN UZUN SU YOLUYDU”

Ulaş sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Osmanlı belgeleri ile tespit ettiğimiz ve beni en çok etkileyen bir diğer su yolu ise Şehzadebaşı Camii su yolu oldu. Şehzadebaşı Camii su yolu giriş noktaları ikiye ayrılmakta. Bu su yolu şu ana kadar girdiğimiz en uzun su yolu oluyor. Şehzadebaşı Camii su yolundan yaklaşık 200 metrelik bir su yolu tespit ettim.”

Diyarbakır’daki 1600 yıllık kilise, sanat galerisi olacak

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, tarihi İçkale’nin kuzeydoğu köşesinde yer alan ve Romalılar tarafından milattan sonra 4’üncü yüzyılda yönetim kilisesi olarak inşa edilen Saint George Kilisesi, 2020’de restorasyona alındı.

Daha önce de sanat galerisi olarak hizmet verilen 1600 yıllık kilise, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı’nca restorasyonunun tamamlanmasıyla yeniden sanat galerisi olarak hizmet verecek.

TAMİR YAPILARAK YALITIM UYGULANDI

Geçen yıl eylül ayında restorasyon çalışmasına başlayan ekipler, kubbe ve dam örtüsünde bazı bölümlerini tamir ederek, yalıtım uyguladı ve derzleri yeniledi.

Yapının yakın çevresine göre, alt kotta kalması nedeniyle oluşan su kaynaklı problemleri, drenaj sistemiyle çözüme kavuşturuldu. Büyükşehir Belediyesi, tarihi yapının gece estetik görünmesini sağlamak için bahçenin zeminine ve kilisenin belirli bölümlerine spot ışıklar yerleştirdi.

‘KARA PAPAZ’ VE ‘HIZIR İLYAS’ KİLİSESİ OLARAK DA BİLİNİYOR

Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Amida Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, Saint George Kilisesi’nin, Diyarbakır’da yönetim merkezinde görev yapanların ibadet ettiği kilise olduğunu ve ‘Hızır İlyas Kilisesi’ olarak da bilindiğini kaydetti. Yıldız, “Bu kilise, Diyarbakır’da yönetim merkezinde görev yapanların ibadet ettiği kilisedir. Saint George, ‘Kara Papaz Kilisesi’ olarak adlandırılıyor. Nam-ı diğer ‘Hızır İlyas Kilisesi’dir. Bu kilise, Roma’nın 380 yılında Hristiyanlığı resmi dil olarak kabul etmesinden sonra inşa edilmiş. Muhtemelen 4’üncü yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiş, diyebiliriz. Şehrin yöneticisi, İçkale’de yönetim merkezinde görev yapan memurların ibadetlerini yaptığı kilisedir. Roma döneminde kullanıldığı gibi Bizans döneminde de kullanılmaya devam edilmiştir. Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethedilmesiyle beraber artık yapının kilise işlevi sona ermiştir.” dedi.

“DÖNEMİN BÜTÜN İZLERİNİ ÜZERİNDE BARINDIRIYOR”

Kilisenin Artuklular döneminde de medrese olarak kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Yıldız, “Ön kısmında Artuklular tarafından eklenen mekana baktığımızda, içindeki havuzla beraber ele aldığımız zaman buranın Artuklu döneminde muhtemelen medrese olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Bu kilise, önemli bir kilise. İlk etapta bazilikal plan şemasında inşa edilmiş, daha sonraki dönemde bu günkü haline dönüştürülmüştür. Özellikle kubbesine dikkat ettiğimizde tam dairesel değil eliptik bir kubbeye sahip olduğunu görüyoruz. Bu kiliseler Hıdırellez geleneğinden dolayı genelde apsislerindeki açıklık daha büyük olarak ele alınır, doğaya açılır. Bu kilisede de aynı şeyi görüyoruz. Kilise Diyarbakır’da ilk inşa edilen kiliselerden biri olması, yönetim kilisesi olması ve dönemin bütün izlerini üzerinde barındırması noktasında önem arz ediyor. Aynı zamanda ön kısımda Artuklu döneminde eklenen diğer bölümde gerek mimari gerek plan şeması gerek form olarak bu kilisenin naos kısmıyla birliktelik göstermesi bakımından önem arz ediyor.” diye konuştu.

Hakkari’de 20 bin yıllık buzullarda erime başladı

Uzun yıllar terör, geçen yıl da pandemi nedeniyle çıkılamayan 20 bin yıllık buzulların bulunduğu Cilo ve Sat Dağları, havaların ısınmasıyla birlikte ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İzmir, İstanbul, Ankara ve Antalya’da yaşayan 30 dağcı ve doğasever, şelaleleriyle hayranlık uyandıran Cilo Sat Dağlarını ve erimenin başladığı buzul bölgesini gezdi.

ŞELALELERDE HATIRA FOTOĞRAFI ÇEKİLDİLER

Dağcılar, küresel ısınma nedeniyle buzulların erimesinin endişe verici olduğunu söyledi. Zirve tırmanışı yapıp, buzul bölgesi ve şelalelerde bol bol hatıra fotoğrafı çeken doğaseverler, akşam saatlerinde kent merkezine döndü.

“ALPLER’İ ARATMAYAN GÜZELLİĞE SAHİBİZ”

Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) Hakkari Temsilcisi Naci Ertunç, bölgenin tanınması için yoğun çaba gösterdiklerini belirtti. Küresel ısınmayla, yavaş yavaş eriyen buzulları herkesin görmesini istediklerini söyleyen Ertunç, “Geçen yıl pandemiden dolayı fazla etkinlik yapamadık. Bu yıl çeşitli etkinlikler düzenliyoruz ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelenler var. Amacımız, tüm doğaseverleri buraya getirmek. Ayrıca ülkenin her tarafında sıcaklar başladı. Bizim bulunduğumuz bölge ise serinliğini koruyor. 20 bin yıllık olan buzullarda erime başlasa da halen Türkiye’nin en büyük buzullarına ve Alpler’i aratmayan bir güzelliğe sahibiz.” dedi.

“BU GÜZELLİKLERİN YOK OLMAMASI İÇİN ÇABALAMALIYIZ”

Dağcı, gezgin ve doğa fotoğrafçısı Ömer Faruk Gülşen ise Reşko Dağı’nın kuzey tarafındaki Cilo buzullarını gezdiklerini ve bölgeye hayran kaldıklarını söyledi. Gülşen, “Burası, Türkiye’de görülmesi gereken bir yer, ayrıca koruma altına alınmış bakir bir bölge. Dünya olarak kuraklık yaşıyoruz. Ülkemiz de bu kuraklıktan nasibini almış durumda. Daha önce gördüğümüz Reşko buzulunda da erime var ve çatlaklar oluşmuş ama bizler bu güzelliklerin yok olmaması için çaba göstermeliyiz.” diye konuştu.

Turkish Cargo, dünyanın dört bir yanına koronavirüs aşısı taşıdı

Türkiye, koronavirüs salgınıyla mücadelede diğer ülkelere yardım elini uzattı.

Turkish Cargo da güzel günlere dönüş için durmaksızın uçmaya ve pandemiyle mücadeleye katkı sunmaya devam ediyor.

SEKTÖR DARALIRKEN THY GÜÇLENDİ

Salgın döneminde, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı liderliğinde, daralan sektörün aksine büyümeyi başaran hava kargo markası aşı taşımalarında da önemli bir misyon üstleniyor.

35’TEN FAZLA ÜLKEYE 100 MİLYON DOZ AŞI

Turkish Cargo, güçlü filosu, geniş uçuş ağı ve hizmet kalitesiyle 100 milyon doz koronavirüs aşısını, dünyanın 35’ten fazla ülkesine ulaştırdı.

“ÇOK UZAK ÜLKELERE NEFES OLDUK”

Açıklamada görüşlerine yer verilen İlker Aycı, salgının insan sağlığı için benzersiz tehditken Turkish Cargo’nun bununla mücadelede önemli bir şans olduğunu, uluslararası hava köprüleri sayesinde markalarının birçok ülkeye aşı taşıyabildiğini belirtti.

ÇİN’DEN BREZİLYA’YA KADAR…

Aycı, aşı üretim merkezine çok uzak olan ülkeler için nefes olduklarına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar başta ülkemize yaptığımız uçuşlar olmak üzere Çin’den Brezilya’ya, Hindistan’dan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne ve bu gibi yüzlerce aşı taşımasında kendini kanıtlayan Turkish Cargo, 100 milyon doz taşımaya ulaşarak güvenirliğini ortaya koymuştur.


KÜRESEL PAZAR PAYIMIZI YÜZDE 7,5’E ÇIKARDIK

Bu başarılı operasyonlar ile ilaç taşımacılığında küresel pazar payımızı da yüzde 7,5’a çıkardık ve aşı taşımacılığında en aktif taşıyıcılar arasında yer aldık. Her geçen gün artan aşılamaya paralel bir şekilde, salgınla mücadeleyi kazanana kadar bu sorumluluğu üstlenmeye devam edeceğiz.”

KÜRESEL KORİDOR

Turkish Cargo, uluslararası aşı dağıtımının başlamasıyla üretim merkezlerinden geniş uçuş ağındaki varış noktalarına 250’den fazla uçuş ile 450 tona eş değer 100 milyon doz koronavirüs aşısı taşıdı.

Hava kargo taşıyıcısı, koronavirüs aşılarını başta Türkiye olmak üzere Bakü, Roma, Belgrad, Kopenhag, Miami, Sao Paulo, Mexico City gibi kilit ve sertifikalı destinasyonlara ulaştırarak, 400’den fazla destinasyon arasında küresel bir koridor oluşturdu.

ÖZEL SOĞUTMA SİSTEMİ

Özel kargo taşımalarında 30 yıllık deneyime sahip olan Turkish Cargo, 7 farklı türde koronavirüs aşısını, özel soğutma sistemlerine sahip konteynerlerde, korunaklı bir şekilde taşıyarak, farklı özelliklere sahip tüm aşılarda yetkinliğini kanıtladı.

İlaç ve ilaç ürünleri kapsamındaki taşımalarında pazar payını yüzde 7,5 seviyesine yükselten Turkish Cargo, pandemide sağlık taşımalarına öncelik vererek, soğuk hava deposu anlamında kapasitesini genişletti. Pasif ve aktif konteyner kapasitesini önemli ölçüde artırıldı.

Başarılı marka, özellikle gıda, yardım malzemesi, tıbbi ürünler ve medikal ekipmanlar gibi acil ihtiyaçların tüm dünyaya ulaştırılması, global ilaç tedarik zincirinin aksamaması adına iş süreçlerini aralıksız sürdürüyor.

Denizli’deki 15 yıllık lavanta tarlası, turizme kazandırıldı

Denizli’de dikim alanı her geçen yıl artan lavanta tarlaları turizme kazandırılmaya devam ediyor.

Pamukkale ilçesine bağlı Akçapınar mahallesindeki 35 dönümlük tarlasına 15 yıl önce lavanta dikimi yapan çiftçi Mustafa Avşar, tarlasına yaptığı düzenleme ile lavanta tutkunlarını bu yıl ilk kez ağırlamaya başladı.

Tarlasına kafeterya, kamelya, dinlenme yerleri, fotoğraf çekim yerleri, merdiven, salıncak, tuvalet gibi bölümler yaptıran Avşar, düğün, nişan çekimleri içinde tarlasını açıyor.

“İNSANLARIN İLGİSİ LAVANTALARA ÇOK YÜKSEK”

Lavantanın susuz üretilebilen çok yıllık bitki olduğunu Pazar payının da yüksek olduğunu anlatan Avşar, “Lavantadan iyi para kazandık. Son yıllarda lavanta tarlalarına ziyaretçilerinde ilgisi arttı. Lavantaların mor rengi eşsiz güzelliği insanları mest ediyor. Bende tarlamı turizme kazandırmak için düzenleme yaptık. Bu yıl ilkkez mahallemizdeki tarlamızı ziyarete açtık. İnsanların ilgisi lavantalara çok yüksek. Ziyaretçilerimiz tarlamıza akın ediyor. Lavanta tarlamız ekim ayına kadar ziyarete açık olacak. Herkesi lavanta tarlamıza bekliyorum.” dedi.

Sümela Manastırı’ndaki 360 tonluk kaya, çelik kazıklarla sabitlenecek

Türkiye’nin önemli tarihi, turistik ve inanç mekanlarından olan, yerli ve yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan, Trabzon’un Maçka ilçesi Karadağ eteklerindeki Sümela Manastırı, 5 yıl aradan sonra dün ziyarete açıldı.

Restorasyon, çevre düzenlemesi, kayalıkların jeolojik ve jeoteknik bakımdan araştırılması ve güçlendirilmesi çalışması kapsamında manastır girişinde tehlike oluşturan 360 tonluk kaya kütlesi, çelik ağ ile bohçalama yöntemiyle yerine sabitlendi.

RİSK NEDENİYLE TEDBİR ALINACAK

Ancak kaya blokunda devam eden risk nedeniyle yeni tedbir alınması kararlaştırıldı. Manastırın giriş kapısının üzerinde yer alan kaya bloku, 16 metrelik çelik kazıklarla yamaca sabitlenecek. Çalışma, ziyaret saatleri dışında gerçekleştirilecek.

“16 METRELİK KAZIKLARLA SABİTLENMESİ YAPILACAK”

Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Mustafa Asan, Sümela Manastırı’nın giriş kapısının üzerinde yer alan kaya bloku için çalışma yapılacağını belirterek, “Kaya bloku çelik ağla bohçalanarak bulunduğu alana sabitlenmişti. O kaya blokunun şimdi 16 metre çelik kazıklarla sabitlenmesi yapılacak. Bu işlem ziyaretçi saatleri dışında gerçekleştirilecek” diye konuştu.

PROF. DR. BEKTAŞ: ALAN SÜREKLİ GÖZLENMELİ

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) emekli öğretim üyesi, jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş ise kaya düşmesinin jeolojik olay olduğunu ve bunun önüne geçmenin mümkün olmadığını söyledi.

Bektaş, “Sümela Manastırı’nın bulunduğu alan doğal kaya düşmelerinin oluşturduğu mağaralardan meydana geldi. O alanda 3 doğrultuda kırık mevcut. Bu kırıklar sürekli olarak çalışıyor. Restorasyon bugün bitse de alanın sürekli gözlemlenmesi gerekir. Önümüzdeki günlerde her yağışlı mevsimden sonra kaya düşmesi oluşabilecek alanların haritalanması gerekiyor. Alanda kayalara ne kadar çok müdahale olursa o kadar çok kaya düşmesi olacak. Alandan bir kayayı çektiğinizde dağın bütün yapısı bozuluyor ve dağda oynamalar oluşuyor. Çelik tellerle bohçalama ve sabitleme en iyi yapılan çalışmadır.” dedi.

SÜMELA MANASTIRI

Maçka’da Karadağ’ın Altındere Vadisi’ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında ‘Meryem Ana’ adıyla da biliniyor.

Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre 13’üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor.

YENİDEN ZİYARETE AÇILDI

88 yıl aranın ardından manastırda 2010 yılında binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen ayini, Fener Rum Patriği Bartholomeos yönetmişti.

Manastırın 5 yıl aradan sonra ziyarete açılması ile Ana Kaya Kilisesi’nin sağında yer alan 10 şapel, çan kulesi, misafirhane, keşiş ve öğrenci odaları, mahzen ve benzeri yapılar yeniden ziyaret edilebilecek.

İstanbul Havalimanı’nda, bayram nedeniyle doluluk yaşanıyor

Bayram tatilini memleketlerine geçirmek isteyen yolcular nedeniyle İstanbul Havalimanı’nda yoğunluk görülüyor.

Sabah saatlerinden itibaren havalimanına gelen yolcular güvenlik kontrol noktalarında ve kontuarlarda yoğunluk yaşandı.

“BİRAZ ERKEN DAVRANDIK”

Bayram tatilini Trabzon’da geçireceğini ifade eden Rıza Kılıçaslan, “Baba memleketi Trabzon özlediğimiz bir yer, beraber gidiyoruz. Çocukları da alıştırıyoruz. Dostlarımızı, arkadaşlarımızı göreceğiz. İyi bir tatil olacağını düşünüyoruz. Biraz erken davrandık o nedenle yoğunluğa pek kalmadık. Bugün de biraz yoğunluk var ama fazla da kapalı değil, herkes gelip gidebiliyor” dedi.

“AİLECEK GİDİYORUZ”

Yolculardan Ömer Öztürk ise “Kastamonu’ya gideceğiz. Bayram münasebetiyle büyüklerimizi görmek amacıyla ailecek gidiyoruz. İnşallah diğer bayramları da ailelerimizle güzel bir şekilde geçirebiliriz.” şeklinde konuştu.

 

İSTANBUL HAVALİMANI’NDAN 249 EK SEFER

16-25 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek bayram tatili boyunca yurt içi uçuşlarda 427 ek sefer konulduğunu açıklayan Türk Hava Yolları, İstanbul, Ankara, Bursa ve Kocaeli’nden Türkiye’nin dört bir yanındaki 30 havalimanına gerçekleştirecek.

THY Basın Müşavirliği’nden yapılan açıklamada, misafirlerin seyahat talep ve beklentilerini analiz ettiklerini ifade ederek, ek seferlerin 249’u İstanbul Havalimanı’ndan, 74’ü İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan ve 100 ek sefer ise Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan gerçekleştirilecek.

Ayrıca yurt dışı uçuşlarına başlayan AnadoluJet tatil nedeniyle yurt dışında 5 noktaya 14 ek sefer gerçekleştirecek.

EK SEFER SAYISINDA TRABZON BİRİNCİ SIRADA

Bayram tatili sürecinde oluşacak seyahat talebini karşılamak üzere THY tarafından düzenlenen ek seferlerde Trabzon, İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra Bursa ve Kocaeli’den de ek uçuş düzenlenecek.

Trabzon 16-25 Temmuz tarih aralığında 61 ek seferle en yoğun uçuş noktası olacak.

Trabzon’u 48 ek uçuş ile Bodrum-Milas ve 44 uçuş ile Antalya Havalimanı takip ediyor. Ek sefer sayısının en fazla olduğu günler ise 95 uçuş ile 17 Temmuz Cumartesi ve 105 uçuş ile 25 Temmuz Pazar günleri olacak.

ESKİ BAYRAMLARI YAŞAMA ZAMANI

Konuyla ilgili olarak resmi twitter adresinden bir açıklama yapan THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, “Şimdi yeniden bir arada olma, hasret giderme zamanı… Zor günleri ‘aşı’ yorken’ eski bayramları hatırlama, yaşama zamanı… Bu bayram daha fazla mutluluğu taşıyabilmek için 427 ek sefer gerçekleştireceğiz. Şimdi yeniden Türk Hava Yolları ile kavuşma zamanı…” paylaşımında bulundu.

Popüler makaleler